Kalküta, Hindistan — Cuma, 22 Nisan


Zengin adam, fakir adam

İşte ilkokul bahçesinden hatırladığım bir bilmece:

S: Zengin adamın sakladığı, fakir adamın attığı şey nedir?
C: Sümük!

Kaba, evet, ama bu, küçük okul çocuklarının hoşlandığı bilmece ya da şaka türüdür: her zaman en iyi şakalar, iğrenme coşkusuyla "Öööö!" ve "Bööö!" diye danalar gibi bağırışarak bir aşağı bir yukarı koşmamıza neden olan şakalardı!

Kuşkusuz "medeni" olduğumuz için balgam çıkarmanın ve tükürmenin, ya da bir burun deliğini tıkayıp burundan sümkürmenin kaba olduğunu düşünürdük, oysa bu bilmece bizi düşünmeye zorladı: hangisi daha kaba? "Medeni" toplumun donanımından yoksun olan, balgam biriktirip yol kenarındaki oluğa tüküren fakir adam mı, yoksa kendini medeni gibi göstererek, burnunu mendiline sümküren ve sulu burun sümüğünü cebinde taşıyan, onun zengin versiyonu mu? Gerçekten de "Öööö"!

Peki ama bu bilmeceyi neden bir defa daha söylemeye başlıyorum? Ah evet:

Kalküta'daki Aşramımızın ön kapısını gören balkonda duruyorum. Nat mandirde öğle aratisine katılan adanmışlar yüksek perdeden kirtan söylemekle meşguller. Ben aşağıdaki sokaktan geçen yayaları izliyorum.

Daha fakir olan insanlar Tanrı'ya, daha zengin olan biraderlerinden daha fazla bağlılar: tapınağın kapısından geçerlerken hiç olmazsa yarım yamalak bir saygı sunuyorlar (haç olmaksızın, üç kez haç çıkarma işaretine benzer bir işaret yapıyorlar).

Öte yandan, zengin olanlar bu yöne bakmadan, taşıtların içinde geçip gidiyorlar (Kalküta'da taksi veya rickshaw için harcayacak paranız varsa oldukça zengin sayılırsınız).

Ben izlerken, iyi giyimli, iyi beslenmiş bir yolcuyu taşıyan bir rickshaw köşeyi dönüyor, kirtanı duyan heybetli beyefendi ise başını tapınaktan yana çeviriyor ama "gürültüyü" fark edince, başını kibirle ekseni etrafında ters yöne döndürüyor ve rickshaw bir çukuru atlayıp onu o çok önemli iş yerine taşırken, çantasını şişko göbeğine bastırıyor.

Öğle aratisinden sonra hepimiz aşağıdaki salonda öğle prasadamı yiyoruz. Yemekten sonra ellerimi ve tabağımı yıkamak için dışarıya çıkınca dışarıdaki sırada sabırla oturan ve bir tabak prasadam almak için bekleyen yaşlı bir adam fark ediyorum.

Şansının yaver gitmediği belli: ne gömleği ne de ayakkabısı var ve kirli lungisi paramparça. Ancak çok saygılı. İster aşırı alçakgönüllü oluşu verilecek şeyin beklentisinden kaynaklansın ister saygılı duruşu doğuştan adanmışlık barındırsın önemli değil: prasadam salonundan çıkan sannyasilere ve üst devoteelere olan saygısını yere secde ederek sunuyor.

Sripad Niskinchan Maharaj brahmacharilerden birine ona bir tabak getirmesini söylüyor ve yaşlı adam prasadam tabağını alnına kadar kaldırıyor, Niskinchan Maharaj'a tekrar tekrar teşekkür ediyor ve yemeye koyuluyor.

Yaşlı aç adamın Vaishnava'lar karşısındaki alçakgönüllülüğü ve prasadama gösterdiği saygının bilinçli (jnata) veya bilinçsiz (ajnata) olarak yerine getirilmesi önemli değil çünkü sonuç aynıdır: o, paha biçilmez adanmışlık meziyeti (sukriti) kazanıyor.

Bu arada, Tanrı'ya bağlılık gösterecek zamanı olmayan, zavallı, iyi beslenmiş iş adamı, sonunda onu olduğu gibi yutacak olan (jivo jivasya jivanam) karma-kanda eylemlerine var gücüyle koşuyor...

Bu durumda, işte bir bilmece daha: bu beyefendilerden hangisi zengin hangisi fakir?

—İngilizceden çeviren:
Krishnendrani Devi Dasi

Kalküta, Hindistan — Cuma, 29 Nisan

Ne sıcağı?

Şu ana kadar sıcaklıkla ilgili fazla birşey yazmadığımın farkında mısınız? Genelde eğer yazın Hindistan'da isem ne kadar sıcak olduğunu yazarım, çünkü hummalı beynim başka herhangi birşeyi düşünemeyecek kadar takatten düşmüş olur.

Aslında yılın bu zamanına kıyasla hava normalde olduğundan çok daha sıcak — haberlere göre Kalküta'daki günlük ortalama kavurucu ısı 40°C/104°F — ancak ben sıcağı unutmuş bulunuyorum çünkü yaklaşık iki hafta önce Nabadwip'den buraya geldiğimizden beri Srila Gurudeva'nın havalandırmalı verandasına açılan odalardan birinde yaşıyorum...

iMonk'un düzenli okurları bilirler, ben Srila Gurudeva'nın bu kadar yakınında yaşamaya heveslenmem ancak bu defa Calcutta'ya döndüğümüzde, Srila Gurudeva ısrar etti: "Maharaj, eğer bu odada kalırsanız benim için iyi olacak."

Doğrusu, onu bilmem, ama şu ana kadar benim için çok iyi oldu: serin güzel bir oda, buzdolabındaki buza kolay ulaşım, Srila Gurudeva ile verandada yenilen yemekler... Benden nefret etmeyin! :)

—İngilizceden çeviren:
Krishnendrani Devi Dasi


Önceki  |  Arşiv  |  En son Blog  |  İlk 10  |  Yeni  |  Sonraki

URL: http://www.imonk.net/turkish/05/april4.html
Düzen: iMonk — 30 Nisan, 2005.